Kentsel dönüşüm kavramının, kentsel kimlik, süreklilik, doku ve tarihsel izler gibi mimarlığın ve şehirciliğin özünü oluşturan kavramların tartışılabileceği bir yapılanma içerisinde irdelenmesi gerekir.
Anadolu’nun kültür mirasının bilinçli ve kurumsal olarak korunmasına yönelik çabalar, 1950′lerin başından günümüze kadar geçen yarım yüzyıllık bir süreci kapsamaktadır. Söz konusu süreçte ortaya çıkan yasal düzenlemelerle, korumaya yönelik çabaların, teknik ve kurumsal açıdan gelişme göstermesi, yine bu çabalarla birlikte korumanın, tek yapı ölçeğinden, mimari mirasın oluşturduğu tarihi ve geleneksel doku ölçeğine kadar evrilmesi ve çabaların yaşama geçirilmesine yönelik bazı ekonomik açılımların da sağlanması, yarım asırlık koruma deneyimleriyle ortaya çıkan temal kazanımlardır.
Ne var ki, 1951 yılında, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Yasası’nın çıkarılması ile başlayan ve günümüze kadar gelen bu sürecin en temel özelliği, “koruma”yı yasalarla sağlamaya çalışan bir yapılanmanın var olmasıdır. Bu anlamda, kurumsal, teknik ve ekonomik açıdan edinilen deneyimlere karşın, korumaya yönelik çabaların hala, kent planlama süresince başarılı bir biçimde entegre edilmemesi, yine korumaya yönelik tartışmaların, sınırları “ait” ve “koruma alanı” ile belirlenen bölgelerin dışına çıkmaması, büyük ölçüde, çözümü “yasal düzenlemelerde arayan yaklaşım”ın sonucudur.
Mehmet Çağlar Meşhur
Konunun Kategorileri: Mimari Dosyalar


