KENT AYNASI: KIASMA

Çevresini duyumsayan, çevresiyle etkileşen mimarisi ile Kiasma yeni müze ve sergileme konseptlerine göre tasarlanmış, sanat ve kültürün sürekli olarak yeniden tanımlanmasına olanak veren açık bir forum. Kiasma, eğitim çalışmalarına verilen önem, sağladığı interaktif ortam, sanat ve kültürün merkezi olma, modern iletişim ve multimedya teknolojilerinin tüm mekanlarda kullanımı ve çarpıcı mimari tasarımı gibi özellikleriyle günümüz müze yapılarının önde gelen örneklerinden biridir.

Proje Hakkında

Kiasma Çağdaş Sanat Müzesi
Kiasma projesi için seçilen arsa Helsinki şehrinin kalbinde, yakınındaki Parlamento Binası’nın batı kısmında, Eliel Saarinen Helsinki İstasyonunun doğusunda ve Alvar Aalto’nun Finlandia Hall’inin kuzeyinde kalıyor. Arsanın zorluk yaratan doğası çeşitli şehir şebekelerinin kavşak noktası olmasından; çeşitli anıtlara yakınlığından ve potansiyel olarak uzaktaki Töölö Körfezi’ne açılan üçgen şeklindeki yapısından kaynaklanıyor.

Proje için, kuzey enlemlerini yatay açıyla gelen ışığını yansıtarak bir kent aynası işlevini görecek ve dolayısıyla müzeyi Helsinki’nin Töölö merkezine bağlanacak ve Aalto’nun sözleriyle “Laponya’ya kadar uzanan” bir su peyzaj çalışması geliştiriliyor.Töölö Körfezi’nden içeri doğru uzanan bu su yolu uzatması müze ile iç içe geçmekte ve onun içinden akmaktadır.

Akan suyun oluşturduğu dinlendirici ses, yıl boyunca geçiş için açık kalan bina bölümlerinin uç kısımlarında yürürken kolaylıkla duyulabiliyor. Göletlerin suyunun boşaltılması planlanmamış; bunun yerine kışın donması için içerisinde su bulunduruluyor. Göletlerde Eliel Saarinen tarafından tasrlanan detaylara göre donan suyun genleşmesi sonucu ortaya çıkan yer ihtiyacını da karşılayan bir sistem bulunuyor.

Geceleri batı tarafında gölrt müzenin çinden gelen ışığı yansıtmakta ve “gecenin uzamsallığını” ifade etmektedir. Kış aylarında akşamın ilk saatleri boyunca binanın içinden batı cephesi boyunca sızan parıldayan ışık insanları içeri davet edergörünüyor.

Helsinki Çağdaş Sanatlar Galerisi çeşitli uzamsal deneyimler sunuyor. Çağdaş sanat eserlerinden oluşan bir grup değerlendirilmiş ve çeşitli sanatçıların ihtiyaçları belirmeye başlamış.Müzede odalar düzensizlikleriyle farklılık kazanıyor. Dikdörtgen odaların 3 duvarı dik iken 1 duvarı kıvrımlı.Bu durum çağdaş sanat eserlerinin sergilenmesi için karakteri sessiz fakat aynı zamanda dramatik bir zemin hazırlıyor.

Doğal ışık

Kuzey enlemlerinin yatay bir açıyla gelen doğal ışığı Helsinki’ye özgüdür.Binanaın hafifçe kavis yapan kısmından dolayı oda şekillerinde ve boyutlarında oluşan küçük versiyonlar doğal ışığın yapı içinden birkaç farklı yolla mekanın içine girmesine olanak sunuyor.Bu durum hareketi asimetrik olarak bir seri uzamsal dizin boyunca yönlendiriyor.Bu anlamda genel tasarım uzamsal akışın, yatay ışık yakalama kesimlerinin ve iç mekanın sürekliliğinin kombinasyonundan çıktığı hafifce eğilen “odalardan oluşan galeri” biçimini andırıyor. Bu kavisli açılarak ilerleyen dizin tipik tek veya çift yüklü dik mekan düzlemlerinde bulunmayan hem bir gizem hem de şaşkınlık unsuru yaratıyor. Kıvrımlı rampaları ve merdivenleri ile dinamik iç sirkülasyon, interaktif bir izleme yöntemine olanak sağlıyor ve ziyaratçilere galeriler arasında kendi rotalarını belirlemeleri için ilham veriyor. Hiyerarşik sıralı veya düzenli hareketin tersine açık uçlu gelişigüzel sirkülasyon, durma, düşünme ve keşif alanlarını teşvik ediyor.

Birincisi, yatay ışık merkezi boyunca uzanan bölüm içinden aşağı doğru yönünden saptırılırken kavisli çatı ikincil tepecamını olanaklı kılmaktadır. Bu sayede doğal ışık gerek yukarı seviyelere gerekse aşağı seviyelere ulaşabilmektedir.

İkincisi, “ışığın yönünü değiştiren” tepecamı ile kavisli çatı ışığının üst seviyelerde yer alan galeriler arasında dağıtılması için diğer bir yöntem ortaya çıkıyor. Binanın kavisli ve iç içe geçen morfolojisi ile mekan ve ışığın birbiriyle bağlantılı birlikteliğinden dolayı farklı seviyelerin doğal olarak aydınlatılması gerekli görülmüş.

Kiasma ile birlikte miamrinin, sanatın ve kültürün ayrı disiplinler olmadığına, tersine hepsinin kentin bütünlüklü bir parçası olduğuna dair düşüncenin teyit edileceğine dair bir umut bulunuyor. Yapının geometrisi iç mekanda bir gizem, dış mekanda el sıkışan iki eli andıran görüntüsüyle kamusal bir davetin mimari karşılığını oluşturan bir ufuk sunuyor. Peyzaja bakıldığında ; iç mekanların geri döndürülebilinir olduğu ve bu özel yer koşullarda, yapı ve peyzajın bir sentez , yani bir Kiasma oluşturduğu görülüyor.

Sizde Fikirlerinizi Paylaşın

E-Posta adresin asla başkalarıyla paylaşılmaz. Yıldızlı alanlar zorunludur *