ARMANİ GİNZA KULESİ

Giorgio Armani dünyanın en önemli isimlerinden, markalarından birisi ve onun ismini mağazaya yansıtmak oldukça zor olmalı. Armani Ginza Kulesi için, bir tasarımcı için sadece tasarlamak yeterli değildir, İtalyan yaratıcı dehanın onun özel havasını, estetik ve dokusunu, kişisel şeklini ek olarak düşünüp o atmosferde tekrar yaratması da gerekiyordu. Mimariye bu kaliteleri çevirmenin yolu neydi? Zerafet ve lüks kavramlarının birleşimi için kalıcı bir stil… Modern tarz Armani tarzı olabilirmiydi? Binanın iç ve dış tasarımı büyük bir uyum içinde. Dışta kullanılan yaprak görünümlü aydınlarmalar binanın içinde tavanlarda da kullanılmış. Genllikle altın sarısı ve siyeh tonlarını görüyoruz. Renkler lüksü ve ihtişamı çağrıştırıyor. Gücü, zenginliği ve dik duruşuyla Ginza Kulesi tasarım harikası siyebileceğimiz bir proje çalışması olmuş. Tokyo’da ilk defa aynı bina içinde bir çıkış olacaktı. Tokyo devamlı hareket halinde olan bir şehir. Parlak ışıl ışıl aydınlatılmış binalar, onların etrafında şehirle bütünleşen trafik, metropolitan bir ruhu ifade ediyor. Büyük doğulu şehirlerin karşı koyulmaz temyizi hız ve sonsuz dönüşümleri oluşturur. Bunlar canlı organizmalar gibi titreşen şehirler devamlı olarak, yeni sakinlerin ihtiyaçlarına adapte olurlar. Malzemelerde onun vizyonu ve acımasız araştırması, narin yarı saydam ve pırıltılı renkler kullanımı dikkate alınan faktörlerdendir.

“Biz keşfettik, aradık, araştırdık samimi olan duygunun yansıtılması amacındaydık. Biz en değerli şekilde Armani dünyasını yansıtmöaya çalıştık. Işık olarak ekrana taşımak istedik.”

Marka, zengin ve gelişmiş görüntüsüyle Giorgio Armani, samimiyet ve yakınlık ve modernliği Emporio adanmış gibiydi. Birleştirilmeyi amaçlayan en güzel görüş iç politika boyunca sürprizlerin öğesi olamalrıydı. Aslında Giorgio Armani için öncelikle iç mekan tasarımı daha önemli olmuştu bugüne kadar, ancak şimdi dış mimari ile de ilgileniyorlar. Tamamen cam kaplı bir kuledir, Ginza ufuk çizgisine birleşiyor, gökyüzüne çevredeki binaları yansıtıyor adeta, can yüzeyi gece ve gündüz farklı işıklar yayıyor etrafa. Yüzeyde bulunan ışıklı yapraklar mevsime, yoğunluğa ve saate göre aşağı doğru yaprakları döküyor gibi bir hale dönüşüyor. Bu ayrıntıları düşününce aslında bir mikroskobun altında çalışmak gibi birşey. Her ayrıntıyı görmek, incelemek ve onun için en doğru kararı vemek.

“Müşterilerde nadiren karşılaştığımız özellikler tasarımcı Gruppo Giorgio Armani’de bulunması bizim için çok hoş oldu. Proje süreci boyunca bitmez merakı ve yaratıcı işbirliği ile ideal bir müşteri diyebilirim.”

It is always difficult to crystallise the image of someone, particularly a person as well known as Giorgio Armani, one of the most famous figures in the world. It is not a coincidence that Andy Warhol portrayed him as a one of the icons of our age. For the Armani/Ginza Tower, it was considered essential to project not just his creativity as a designer but his special aura, recreating the atmosphere of the atelier of this Italian creative genius, as well as his aesthetic code and his personal image. How to translate these qualities into architecture? How to combine the concept of luxury with restrained elegance, the concept of absolute modernity with a lasting style… the Armani style? It is in Tokyo that for the first time ever the entirety of his output is to be displayed within the same building. Tokyo, a city alive with continuous movement. The brightly lit buildings pulsate with the vibrant speed of the traffic all around them, creating through a ceaseless flux of brilliant images the expression of a metropolitan spirit. The irresistible appeal of the big oriental capital cities consists in the rapidity and speed of their endless transformations. These are cities that pulsate like living organisms, continually modified to adapt to the needs of new inhabitants. They represent the polar opposite to our own European cities, so dark, secret and suffocated by history. How to translate the concept of his featherweight clothes, the delicacy and the craftsmanship of his embroidery, the sensuality of the interplay between body and fabric? His vision and relentless research into materials, together with his use of delicate, translucent and radiant colours are key factors that prompted this consideration. We explored a host of ideas, we experimented with new textures, modelled, sculpted, emptied, dematerialised spaces using light, the evanescence of an intimate sensation that is, however, born in from the exterior. We have sought to reveal the world of Armani through a range of screens, as light as gossamer and as precious as silk. The sophisticated image of the Giorgio Armani brand rich in translucence and intimacy is juxtaposed with the immediacy and modernity of the spaces dedicated to Emporio, identified by more expansive areas in which shafts of white light cut through and are reflected within the setting. But the most important aspect that we wanted to incorporate along the internal pathway between the zones is the element of surprise. To seek to incite emotion is as much the remit of the architect as it is of the designer.

Mimar: Doriana E Massimiliano Fuksas
Yer: Tokyo, Japonya
Yapım Yılı: Aralık 2005 – Kasım 2007
İşveren: Gruppo Giorgio Armani
İç ve Mobilya Tasarım Ekibi: Filippo Bich, Ana Gugic & Maria lucrezia Rendace
Aydınlatma tasarım: Speirs & Major Associates
Alan: 7370 m²

Sizde Fikirlerinizi Paylaşın

E-Posta adresin asla başkalarıyla paylaşılmaz. Yıldızlı alanlar zorunludur *